Yüzümdeki gülümseme silindi. Barış birkaç saniye daha sustu. Uçağın içindeki herkes onun ne söyleyeceğini bekliyordu. Ben ise kalbimin göğsümden çıkacakmış gibi attığını hissediyordum. Arda hâlâ bana bakıyordu.
“Anne… Kimden bahsediyor?” diye fısıldadı. Cevap veremedim. Çünkü Barış’ın sesi yeniden hoparlörlerden duyuldu: “Bugün bu uçakta benim için çok özel olan birinin olduğunu biliyorum. Hayatımda her şeyden daha değerli olan birinin…”
Bir an sonra devam etti:
“Yıllar önce bana ikinci bir şans verdi. Benim yeniden ayağa kalkmamı sağladı. Bugün burada olduğunu bilmiyordum ama eğer beni duyuyorsa, ona teşekkür etmek istiyorum.”
Bu sözleri duyduğumda içimde garip bir huzursuzluk oluştu. İlk anda benimle konuştuğunu sanmıştım ama artık bunun mümkün olmadığını anlamıştım.
Arda da şaşkınlıkla bana bakıyordu. “Anne, başka biri mi var?” diye sordu. Onun sesindeki masum merak, sorunun ağırlığını daha da artırdı.
“Bilmiyorum,” diyebildim.
Barış’ın sesi yeniden duyuldu: “Bu mesleğe ilk başladığım yıllarda çok zor bir dönem geçirdim. Bugün burada olabilmemi sağlayan kişinin kim olduğunu hiç unutmadım. Belki yıllardır onunla konuşmadım. Belki teşekkür etmek için çok geç kaldım.
Ama bugün bunu yapmak istedim.”
Uçakta hafif bir uğultu başladı. Bazı yolcular birbirlerine bakarken ben koltuğumda hareketsiz kalmıştım. Barış sonunda o kişinin adını söyledi: “Annem… Neriman Hanım.”
Arda hemen bana döndü. “Babaannem mi?” dedi. Başımı yavaşça salladım. Fakat içimdeki huzursuzluk hâlâ geçmemişti. Barış’ın annesiyle yıllardır çok yakın bir ilişkimiz yoktu.
Evliliğimizin ilk yıllarında birkaç kez görüşmüş, sonrasında aramızdaki mesafe giderek açılmıştı. Barış annesinden söz ettiğinde genellikle konuyu değiştirirdi. Ben bunun aile içinde yaşanan eski kırgınlıklardan kaynaklandığını sanıyordum.
devamı sonraki sayfada...

