Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Kızımın cenazesi
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


“Eğer bu kızların sorumluluğunu kimse almak istemiyorsa, pazartesi günü onları çocuk esirgeme kurumuna teslim edeceğim. Ölmüş bir kadın için çocuk büyüterek hayatımı daha fazla heba edemem.”

Bunlar, damadımın kızımın mezarı başında söylediği sözlerdi.

Gizlice değil. Sessizce değil. Acılı bir kocanın vakur duruşuyla hiç değil. Bunu, Yalova’daki mezarlığın tam ortasında, Gül’ün tabutu üzerindeki toprak henüz tazeyken ve mezarının etrafındaki ucuz zambaklar hâlâ o keskin kokusunu taşırken herkesin içinde avaz avaz söyledi. Kızım henüz otuz beş yaşında toprağa verilmişti ve Ahmet, kızlarını artık istemediği eski eşyalarmış gibi terk etmekten bahsediyordu bile. Göğsümün içinde bir şeylerin çatırdayıp koptuğunu hissettim.

Üç kız torunum yanımda duruyordu. On iki yaşındaki Leyla, annesinin fotoğrafını göğsüne sıkıca bastırmıştı.

Dokuz yaşındaki Rüya, gözünü bile kırpmadan uzaklara bakıyordu. Altı yaşındaki Nisan ise titreyerek sessizce siyah mantomun arkasına saklanmıştı. Ahmet kusursuz bir dinginlik içindeydi. Gri takım elbise. Pahalı bir saat. Boyalı ayakkabılar. Yüzünde tek bir kırışıklık, gözlerinde en ufak bir üzüntü emaresi yoktu. Telefonundaki bir mesajı kontrol etti ve sanki bir yerlerde birileri onunla kutlama yapmak için bekliyormuş gibi hafifçe gülümsedi. “Sen az önce ne dedin?” diye sordum. Sanki ayak bağı olan benmişim gibi sabırsızlıkla iç geçirdi. “Hasan amca, işi zaten zor olan halinden daha da zorlaştırma. Gül gitti. Benim de hayatıma devam etmeye hakkım var.” “Ya kızların?” Kızları umursamazca işaret etti. “Yeni hayat arkadaşım, zaten beni zar zor dinleyen üç kızı büyütecek değil. Sen onların dedesisin. O kadar çok umursuyorsan, sen al.”






devamı sonraki sayfada...  


Sonraki



  1. 1
  2. 2