O soğuk su üzerime boşaldığında, çevremdeki hiçbir şey duraksamadı. En kötü kısmı da buydu.
Kadehler hâlâ parlıyordu. Müzik çalmaya devam ediyordu. Lale, sanki her şey bir şakaymış gibi gülmeye devam ediyordu.
Kovadaki sadece buz değildi; bu an için özel olarak saklandığı belli olan bulanık, kirli bir suydu. Soğuk, kafa derimden omurgama kadar indi. Bebeğim şokun etkisiyle sertçe tekmeleyince elimi karnımın üzerine koydum.
Lale, gülümseyerek kovayı bir kenara bıraktı. "Eee... En azından şimdi temizlenmiş oldun." Murat bıyık altından güldü. Hande ise elinin arkasına gizlenerek sırıttı.
Aylardır buna hazırlanıyorlardı; beni yavaş yavaş görünmez birine dönüştürüyorlardı. Hataları ne miydi? Benim güçsüz olduğumu sanıyorlardı. Ağlamadım. Bağırmadım. Kıpırdamadım. İçimdeki her şey sustu. Çantama uzandım ve Deniz’i aradım. Deniz sadece bir avukat değildi; gerçeği bilen tek kişiydi. Virex Holding, Murat’ın şirketi değildi. Benimdi. Yıllar önce babaannemin kurduğu bir vakıf fonunun arkasına gizlenmiş ana hissedar bendim. "İyi misin?" diye sordu hemen. Doğrudan Murat’ın gözlerinin içine baktım. "Dokuzuncu maddeyi etkinleştir." Sessizlik. "Bu her şeyi dondurur," diye uyardı Deniz. "Yap şunu." Aramayı sonlandırdım. Neler olduğundan haberleri bile yoktu. Dokuzuncu Madde bir intikam değildi. Bir korumaydı; güvenin onarılamayacak kadar kırıldığı anlar için tasarlanmıştı. İki yıl önce Murat’la özel bir denetim sırasında tanışmıştım. Unvanım olmadan, ismim olmadan, insanları gerçekten oldukları gibi görmüştüm. Murat farklı görünüyordu.
devamı sonraki sayfada...

