Henüz 20 yaşındaydım.
Düğün gecesi herkes oynuyordu ama ben içimde ağlıyordum.
Babam borçlarını kapatmak için beni evlendirmişti.
“İyi adamdır” demişlerdi. “Sana bakar.”
Ama kimse şunu söylemedi:
Bir ev, bazen insanın mezarı olabilir.
O gece odada yalnız kaldığımda ellerim titriyordu.
Kapı kapandı. Anahtar çevrildi.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki sesini duyacak sandım.
O bana yaklaşırken gözlerine baktım…
Hiç sevgi yoktu.
Sadece sahip olma hissi.
“Artık benim karımsın” dedi.
İşte o cümlede bir şey koptu içimde.
Pencereden dışarı baktım.
Köy meydanı boştu.
Ama uzakta bir gölge vardı.
Onu hemen tanıdım.
Çocukluğumun tek sırrı…
Tek sevdiğim adam…
Oradaydı.
Ve bana bakıyordu.
O an karar vermem gerekiyordu.
Ya kader diye susacaktım…
Ya da o pencereden atlayacaktım.
Kapı kilitliydi.
Ama pencere açıktı.
Ve ben…
devamı sonraki sayfada...

