Zarfın içindeki belgeyi açıp ilk satırı okur okumaz nefesim kesildi.
"Bu mektup, yalnızca ben hayatta olmazsam açılsın."
Altındaki imza Merve'ye aitti.
Emre başını eğdi.
"Devamını oku," dedi.
Titreyen ellerimle satırları takip etmeye başladım.
"Merve, satırlara yıllar önce başlamıştı. Mektubu birkaç kez yeniden yazmış, her seferinde bana emanet etmişti."
İlk cümle yüreğime işledi.
"Canım ablam... Eğer bu satırları okuyorsan, ya ben çok zor durumdayım ya da artık yanında değilim. Sana yıllarca söyleyemediğim bir gerçeği bilmeni istiyorum."
Gözlerim dolmaya başlamıştı.
Mektup devam ediyordu.
"Sen yıllarca Emre'nin bana acıdığı için benimle evlendiğini sandın. Hatta bazen insanların da böyle düşündüğünü hissettim. Ama gerçek bambaşka."
Başımı kaldırıp Emre'ye baktım.
O ise sessizce gözyaşlarını siliyordu.
Yeniden okumaya başladım.
"On sekiz yaşındaydık. Bir gün okuldan dönerken seni takip eden iki adam vardı. Sen fark etmedin ama ben ettim. Çok korkmuştum. Emre de o gün bunu gördü. Hiç düşünmeden araya girdi. Adamlar kaçtı ama Emre bana bir şey söyledi."
Mektuptaki sonraki cümleyi okurken boğazım düğümlendi.
"'Ben onu korurum ama sen de beni yalnız bırakma. Senin kalbin çok temiz Merve. İnsanlara güvenmeyi bana sen öğrettın.'"
Emre derin bir nefes aldı.
"O günü hiç unutmadım," dedi.
Mektupta devam ediyordu.
"Yıllar içinde Emre bana hiçbir zaman hasta ya da eksik biri gibi davranmadı. Ben de ona âşık oldum. Fakat teklif etmeden önce ona tek bir şart koştum."
Merakla sonraki satıra geçtim.
devamı sonraki sayfada...

