Tam o sırada doktorun söylediği birkaç kelimeyle kalbim sanki duracak gibi oldu.
"Bir bebek daha var! Hemen hazırlanın!"
Duyduklarımı anlamam birkaç saniye sürdü. Yedi bebeğimin dünyaya geldiğini düşünürken doktor şimdi sekizinci bir bebekten söz ediyordu. Ameliyathanedeki herkes yeniden harekete geçmişti. Hemşireler telaşla malzemeleri hazırlıyor, doktorlar kendi aralarında konuşuyordu. Ben ise korkudan titriyordum.
"Sekizinci mi? Ama doktor... Bize yedi bebek olduğunu söylemiştiniz!"
Doktor cevap vermek yerine ekrana baktı. Ardından yüzündeki ifade değişti.
"Nergis Hanım, bebeğinizin kalp atışları düşüyor. Onu hemen çıkarmamız gerekiyor!"
O anda bütün sevinç yerini korkuya bıraktı. İlk yedi bebeğimin sesini duymuştum ama sekizinci bebeğimin yaşayacağından emin değildim. Doktorların hareketleri hızlanırken kendimi çaresiz hissediyordum. Ağlayarak tek bir şey söyledim:
"Lütfen bebeğimi kurtarın!"
Doktorlardan biri yanıma yaklaşıp elimi tuttu.
"Elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Siz de güçlü olmaya çalışın."
Ancak birkaç dakika sonra ameliyathanede öyle bir sessizlik oldu ki hayatım boyunca unutamayacağım. Sekizinci bebeğim dünyaya gelmişti ama ağlamıyordu. Diğer bebeklerimin doğumunda duyduğum o incecik ses bu kez gelmemişti.
"Bebeğim neden ağlamıyor?" diye bağırdım.
Kimse cevap vermedi. Bir doktor bebeğimi hemen başka bir masaya götürdü. Küçücük bedeninin etrafında toplanan sağlık çalışanlarını görebiliyordum. Bir hemşire solunum desteği hazırlarken doktorlardan biri sürekli bebeğimin durumunu kontrol ediyordu.
Saniyeler geçmek bilmiyordu. Sonunda dayanamayarak yeniden seslendim.
"Ne olur, biriniz bana bir şey söylesin!"
Tam o sırada ameliyathanenin diğer ucundan incecik bir ağlama sesi yükseldi. Önce duyduklarıma inanamadım. Ardından ses biraz daha güçlendi.
Doktor başını kaldırıp bana gülümsedi.
"Nergis Hanım, sekizinci bebeğiniz de bizimle!"
devamı sonraki sayfada...

