Haber Zamanı

Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
Video Kategori Video Galeri Kategori Galeri
  1. Haber Zamanı
  2. Babalık ve Gizemli Geri Dönüş
Sonraki


  • İşte Zehra'nın Kazandığı Okul!


Rahmetli sevgilimin kızını evlat edinmemin üzerinden on yıl geçmişti. Şükran Günü yemeğini hazırlarken beni durdurdu; sanki bir hayalet görmüş gibi titriyordu. Sonra ayaklarımın altındaki dünyayı çatırdatan o kelimeleri fısıldadı: "Baba… Öz babamın yanına gidiyorum. Bana bir şey vaat etti."

On yıl önce, ölmek üzere olan bir kadına söz vermiştim ve dürüst olmak gerekirse, bu hayatımdaki en önemli şeydi.

Adı Leyla’ydı ve birbirimize çabucak aşık olmuştuk. Küçük bir kızı vardı, Gamze; beni eriten o utangaç gülüşüyle dünyamı aydınlatırdı. Gamze'nin biyolojik babası, "hamile" kelimesini duyduğu an ortadan kaybolmuştu. Ne bir arama, ne çocuk desteği, ne de bir fotoğraf isteyen basit bir e-posta...

Ölmek üzere olan bir kadına söz vermiştim.

Onun boş bıraktığı yere ben yerleştim. Arka bahçede Gamze için biraz yamuk bir ağaç ev inşa ettim, ona bisiklete binmeyi öğrettim, hatta saçlarını örmeyi bile öğrendim. Bana "sonsuza dek babam" demeye başlamıştı.

Ben bir ayakkabı tamir dükkanı olan sıradan bir adamım ama o ikisinin hayatımda olması bir mucize gibiydi. Leyla'ya evlenme teklif etmeyi planlıyordum. Yüzüğü hazırlamıştım bile.

Ama kanser Leyla'yı bizden çaldı.

Son sözleri hala küçük hayatımın tozlu köşelerinde yankılanır: "Bebeğime iyi bak. Sen onun hak ettiği babasın."

Ve ben de öyle yaptım. Gamze’yi evlat edindim ve onu tek başıma büyüttüm. Bir gün biyolojik babasının dünyamızı altüst edeceğini hiç hayal etmemiştim.

Şükran Günü sabahıydı. Yıllardır sadece ikimizdik; havada kızarmış hindi ve tarçının o huzur veren kokusu varken Gamze'nin mutfağa girdiğini duydum.

"Patatesleri ezer misin tatlım?" diye sordum.

Sessizlik. Kaşığı bırakıp arkama döndüm. Gördüğüm şey beni dondurdu.

Kapı eşiğinde duruyordu, bir yaprak gibi titriyordu ve gözleri kan çanağına dönmüştü.

"Baba…" diye mırıldandı. "Sana bir şey söylemem lazım. Şükran Günü yemeğinde burada olmayacağım."

Mideme kramplar girdi. "Ne demek istiyorsun?" diye sordum.

Sonra göğsüme bir yumruk gibi inen o cümleyi kurdu: "Baba, öz babama gidiyorum. Onun KİM olduğunu tahmin bile edemezsin. Onu tanıyorsun. Bana bir şey vaat etti."

Akciğerlerimdeki hava çekildi, içim boşaldı. "Senin... neyin?"

Zorlukla yutkundu, gözleri bir kaçış yolu ararmış gibi odanın içinde geziniyordu. "Beni buldu. İki hafta önce. Instagram'dan."

Ve sonra onun adını söyledi.

Yerel beyzbol yıldızı, sahada kahraman ama başka her yerde bir bela olan Cihan, onun babasıydı. Onun hakkındaki haberleri okumuştum; tamamen kibirden ibaret, içi boş bir adamdı. Ve ondan nefret ediyordum.

"Gamze, o adam tüm hayatın boyunca seninle tek kelime konuşmadı. Seni hiç sormadı."

Parmaklarını birbirine dolayarak ellerine baktı. "Biliyorum. Ama o — o bir şey söyledi. Önemli bir şey."

Sesi çatallandı, acı dolu bir fısıltı çıktı ağzından: "Dedi ki… seni mahvedebilirmiş baba."

Kanım dondu. "Ne dedi?"






devamı sonraki sayfada...


Sonraki



  1. 1
  2. 2