Dosyayı açıp ilk sayfayı gördüğümde ise bacaklarımın bağı çözüldü.
Çünkü belgenin en üstünde kocaman harflerle şu yazıyordu:
"BENNETT HOLDİNG — ŞİRKET ORTAKLIK VE HİSSE DEVİR SÖZLEŞMESİ"
Altında benim adım ve soyadım vardı.
Şaşkınlıkla Şevket Bey'e baktım.
"Bu da ne demek oluyor?"
"Son sayfayı aç, Melis."
Titreyen ellerimle sayfaları çevirdim. Son sayfada şirket hisselerinin yüzde otuzunun benim adıma devredileceği yazıyordu. Üstelik karşısında ödemem gereken herhangi bir bedel bulunmuyordu.
"Bu mümkün değil!" diye fısıldadım.
Şevket Bey derin bir nefes aldı.
"Az önce sana artık maaş karşılığında çalışmayacağını söyledim. Çünkü bundan sonra benim çalışanım değil, ortağım olmanı istiyorum."
Bir anlığına konuşamadım.
"Benimle dalga mı geçiyorsunuz?"
"Hayatım boyunca işle ilgili hiçbir konuda şaka yapmadım. Bunu en iyi sen bilirsin."
Elimdeki dosyaya tekrar baktım. Yedi yıldır yanında çalıştığım adam, bir anda beni şirketinin ortaklarından biri yapmaya karar vermişti.
Ama neden?
Tam bu soruyu soracaktım ki dosyanın arasından eski bir fotoğraf yere düştü.
Eğilip aldığımda kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.
Fotoğrafta genç bir kadın, küçük bir kız çocuğunu kucağında tutuyordu. Kadının yüzünü tanımam yalnızca birkaç saniye sürdü.
"Bu benim annem!"
Şevket Bey başını eğdi.
"Evet. Yanındaki küçük kız da sensin."
Fotoğrafı ters çevirdim. Arkasında annemin el yazısıyla yazılmış bir tarih vardı. Tam yirmi yedi yıl öncesine aitti.
"Annemin fotoğrafı neden sizde?"
Yaşlı adamın gözleri doldu.
"Çünkü annenle tanıştığımız gün, hayatımın en büyük hatasını yaptığımı henüz bilmiyordum."
İçimde tuhaf bir korku belirdi.
devamı sonraki sayfada...

